11 Haziran 2009 Perşembe

Öyle bir geçer zaman ki..


Ben bu şarkıların hastasıydım o zamanlar. Bir yaz Marmaris'e gitmişiz, hiç unutmam. Akşamları sahil şeridi boyunca yürüyoruz, ki annemler kendilerine güzel bir bar bulsun. Tüm barlarda Afrikan teması. Hepsi yerli evi gibi bambu bambu, yoluk yoluk dallarla kaplanmış. Her yerde bangır bangır UB40 çalıyor. Annemle babam dans pistine geçiyorlar. Black-Wonderful Life eşliğinde. Beyaz beyaz giymişler. Mor disko ışıklarının altında göz alıyor beyazlıkları. Ellerime bakıyorum oturduğum pufun üstünde. En ufak toz bile görünüyor bu ışığın altında.

Babam ellerini annemin belinde kavuşturmuş. Annemin belinde kalın bir kemer, dar bir mini elbise. Kocaman halka küpeler, topuklu ayakkabılar. Muhtemel ki gözlerine dönemin modası, olmadık renkte bir far sürmüş. Kaşları daha bugünkü kadar incelmemiş. Babamın bıyıkları vardı, evet. O da bej pantolon giymiş, üstünde efil gömlek. Ayağında keten, dönemin modası ayakkabılar.

İçkileri önümdeki masada duruyor. Tüm içkilere o zaman şemsiyeli, meyveli süsler takılıyordu. Bugün istesen takmazlar galiba. Emin değilim. Küçük şemsiyesini meyvenin üstünden alıp kapatıyorum, eteğimin cebine koyuyorum. Çevremdeki insanları seyretmeye başlıyorum. Ben de dans pistine çıkmak, dansetmek istiyorum. Ama biliyorum, ben kalksam annemler o anki kadar güzel dansedemeyecekler. Benimle ilgilenmek zorunda kalacaklar. Hem istediğim gibi dansedemem, bilmiş görünmekten ölesiye korkuyorum. O yüzden oturuyorum. Kendi arkadaşlarımla dansedeceğim günleri düşünüyorum, yapacağım figürleri gözümde canlandırıyorum. Annemle babam milim milim azalan içkilerini sonsuza kadar bitiremeyecek ve sonsuza kadar aynı yaşta kalacağım diye panikliyorum. Müzik bir şeyler hissettiriyor, tam ne olduğunu bilmiyorum. Ama hüzünlendiğimi anlayabiliyorum. Hüzünlenecek şeyim olmadığından, hüzün üstümde yapmacık duruyor. O hüznü anlayacak kadar büyümek istiyorum.

Yedi aylık doğduğum günden itibaren yetişkin olmayı bekledim adeta. Şimdi de geçmişe of pof ediyorum. Bunun şerefine:

Yeterince bekleyince homeless cüssesinden kurtulup mermer bir masanın üstünde org çaldığı sahneler de geliyor. Bümbüyüksün Erkin Koray. Başkası gazlıyor, hayaller dünyasına daldırıyor ama yine conclusion paragrafı sensin.

3 yorum:

Tugce Demirag dedi ki...

hayatim benim gibi turkiyeden girip okuyanlar, senin embedledigin videolari göremiyoruz. Bunun bir yontemi varsa da bilmiyorum. En azindan neyi embed ettiginin youtube karsiligi adini altina yazarsan takip etmem kolaylasir.

O videonun "öyle bir gecer zamanki" olduguna emin olsam da digerlerini bilemedim mesela.

Elmoş dedi ki...

Çok haklısın canım, en kısa sürede hepsiyle ilgilenicem. O zamana kadar engellemeyi kaldıran sitelerden girip bakabilirsin.

basakiper dedi ki...

Cok begendim!