1 Haziran 2009 Pazartesi

Çirkeflerde inecek var!

Bu fotoğraf hiç içime sinmedi. Ondan şunu yüklüyorum, bilgisayarımla sabahları yaşadığım aşkı, o otomatik, gözümü açmadan başına oturmaları çok güzel özetliyor. Geçtiğimiz Ocak ayından bir enstantane.

Bugünkü şeyimde ne denli çirkef bir insan olduğumu çeşitli örnekler üzerinden anlatacağım. Öncelikle sözlerime ANAN ÖLSÜN HP PAVILION diyerek başlamak istiyorum. Burası az sonra sikayetvar.com'a bağlayacak.

Bundan 1.5 sene önce "Stockholm'de derslere herkeş laptop getiriyormuş" külli yalanı yüzünden gelmeme üç gün kala bir HP aldık. Vatan Bilgisayar'dan. Ayrıca da dükkan kapanmadan 15 dakika önce. Önce şu konuda anlaşalım: Bilgisayardan çok anlamasam da, bilgisayardan anlamayan kız modeline ölümüne illetim. O derece anlamamaya, bir hayat görüşü olarak karşıyım. Anlamamanın da dereceleri var çünkü. Bu tip ölümüne anlamama hali biraz yapmacık, biraz "erkeğimin geyşası olayım, teknoloji erkek işi" kızlara layık. Bu derece nefret ettiğim, hem de bu modelle bağlantılı bir diğer kız modeli de sevgilisiyle beraber maça giden, forma giyen, eğer deplasman maçıysa, maçın izlendiği Havelka model kafelerde "ay aşkıoooooom, şimdi ofsayt mı oldu aşkııooom, gol aşkuooommm, goooaaalllll" diye inleyen kız modelidir. ANLAMAN GEREKMEYEN ŞEYİ NASIL DA ANLIYORSUN İŞİNE GELİNCE, ALLAHSIZ. Bu türün en önemli özelliği her maçta ofsayt ve penaltının iki dakikada bir tekrar tekrar öğretilmesine rağmen, yeni konuşmaya başladığı yabancı dili gibi gördüğü futbol terimlerine hayran vaziyette, masanın üzerine doğru ilgili gözlerle uzanmış sevgilisinin sol omuzuna tek kolunu dayayıp "ha aşkoooom" dürtmeleriyle zırvalamalarına feedback beklemesidir. İşte, bu futbol meraklısı, bu formagiller kız modeli ne zaman bilgisayar karşısına geçse bir o kadar eblektir. Ne mutlu ki bilgisayarı kapatmayı açmayı ve Facebook'a sol üstten kendi çektiği fotoğraflarını yerleştirmeyi çok güzel becerirler. Bir diğer becerdikleri bilgisayar aktivitesi de MSN ikonu koleksiyonu yapmak ve her çet penceresini Fox Kids'e çevirmektir. Günlük vokabülerleri 25 kelimeden ibaret olduğundan ve her kelimeye/bazen heceye bir ikon denk düştüğünden ve her nasılsa bu tür bir ill communication onları hiç rahatsız etmediğinden... Ay... Beynim başım ağrıdı. Burda kalsın bu cümle yarım yarım.

Yine aldım lafı, dünya turuna çıktım.

Diyeceğim odur ki; bizim evin erkeği annem. Ben de bizim evin kadınıyım. Fakat öyle her ampul yandığında içeriye "Haluuuuuk, gelseneaa" diye bağıramam. Anneme kıyamam. Annem olimpik düzeyde kas gerektiren işlere eğilirken (musluk tamiri, bir takım şeyleri eğme bükme, çakma), ben evin elektronikten sorumlu eşşekbaşısı olarak kanal ayarlarım, annemin sevdiği dizinin kanalını yavaş yavaş öne çekerim, belgesel izlediği başka kanalları ardarda dizerim, telefonun kablosunu Bonbon yediği zaman yeniden bağlarım. Bir de yakın erkek arkadaşlarımın (kanka demeye utanır bir yaşa geldik artık) sabırsızlığı ve bir düzeltip on kere kafama kakmalarından dolayı kendi bilgisayarımı formatlayıp, programlara krek arayacak, basit sorunları giderecek, gideremiyorsam adım adım forumlardan okuyup uygulayacak düzeye geldim, kendimce silikon vadileştim. En son da lise sona geldiğim sıralarda websitesi yapmak için bir program gösterdiler (Dreamweaver), onla bir kaç adet site yaptım kendimce. Bugünkü bloglar o gün olsaydı, TÖBE, elimi bile sürmezdim. Sadece yazdıkça yazardım.

Şimdi o "best buy" diye apar topar alınmış ALLAHBELANIVERSİNEYÇPİ isimli bilgisayarı aldığım döneme geri dönelim. Kalkıp birkaç güne Stockholm'e geldim, yerleştim, okul başladı falan. Çat dedi, benim DVD okuyucu bozulmaz mı? E, ben PC'de ne varsa DVD'leyip getirmişim buraya. Müzik, fotoğraf, kültür, sanat. Ben bir cinlenmez miyim?

Önce Vatan Bilgisayar isimli insanı aradım. HP teknik servisi kapsamında garantili ürünümden uzun uzun bahsettik. Beni Stockholm HP teknik servisine yönlendirdiler. Ki buradan hepsine uçan kafalarımı gönderiyorum. Sonra Stockholm HP'deki arkadaşlarla muhatap olmaya başladım. Telefonda tüm yaptırımvari sesimle (hukuk fakültesinde bunu öğretmiyorlar, bu sistemimle beraber bedava geliyor) konuştum da anca öyle akşamına gelip bilgisayarı kapımdan aldılar.

Haaaa, şimdi diyorsun ki "vay ülkeye bak, ayağından alıyor". Ayağımdan aldılar ama ayaklarına top da ettiler, naber?

Sonra aradan günler geçti. Bu arada ben gariban gibi okuldaki bilgisayarlarda, İsveççe linuxlerde veyahut vindos 98lerde işimi görmeye, paperlarımı yazmaya çalışıyorum. Bilgisayar bir türlü geri gelmiyor. Bir ay oldu, adamlar bir-iki hafta dedikleri tamiri bir türlü yapmadılar. Mail attık, aradık, konuştuk. Bir de öğrendik ki, bir ay itibariyle önümde daha 34364657544654643534624 tane bilgisayar varmış. Tabii ben sinirden zafiyet geçirip yataklara düştüm. O zaman işte, içimdeki yeşil dev uyandı. Hiç unutmuyorum, o gün yine kütüphanede yanımdaki bilgisayarı kullanan kıza bir dökümanla ilgili bir şey soruyorum, bir güzel tepem attı. Kütüphanenin orta derecede sessiz bir bölümünden İsveç HP teknik servisi aradım. Telefonda yaklaşık bir saat bekletilmenin ardından çıkan ilk adama "banabak bana sen, ULAN 1 saatte kontörlerimi yediniz ULAN, ben sizi beklemek zorunda mıyım, yeter be. Şimdi kapatıyorum ben, kontörüm kalmadı, bir daha sırayla uğraşamam, hadi şimdi numaramı yaz bakayım bir yere, beş dakika içinde beni geri arayacaksın" şeklinde brutal vokal yaptım. Bir dakika içinde telefon çalmaya başladı. Açtığım gibi aynı serto havalara devam ettim tabi. "Bana müdürünü bağla" Türklüğünü de yapmaktan geri durmadım.

Yeni bağlandığım adama da laptopla gelmişimi geçmişimi hızlandırılmış bir tarih şeridi şeklinde sundum. Hepsi bir saat kadar sürdü. En sonunda databaseden kontrol edip tamirin bittiğini, yarın yola çıkacağını söyledi. Bu sefer de özel kargo istediğimi, İsveç Ulusal Posta Ağı'na ve İsveçli olan hiçbir şeye de artık zerre güvenim kalmadığını söyledim. Böylece özel posta servisiyle ilgili münakaşa etmeye başladık. En sonuda "o zaman şu anda nerede olduğunu söyleyin bana, oradaki yetkilileri özel kargoyla ilgili ikna edeyim" dedim. O da "ben o konuya bakmıyorum ki, başka departmanın işi" diye savuşturdu. Ben de o zaman o işlere bakan departmanı arayıp sorup öğrenmesini istedim. "Ben şimdi kontör almaya çıkıyorum, beş dakika içinde geri arıycam, bana özel hattınızın numarasını şeyetsene" dedim. O da "öyle direktoman bağlanabileceğin numarayı veremem" dedi. Ben de "o zaman cebini ver de arayayım" dedim. Seviyeyi iyice düşürdüm. O da "rahatsız bir durum olacak, özel hattımı veremem aa, falan filan" diye geveledi. Ben de "ULAN" dedim, aynen böyle, "ULAN siz benim makinayı 1.5 aydır elinizde tutuyosunuz, ben bundan rahat mıyım ya" dedim bir güzel. Numaramı verdim. Sinir içinde telefonu kapatıp, tekrar çalmaya başlamasını bekledim. Çaldı hakikaten bir kaç dakika içinde. Telefonu açtım. "Sizin alet çıkmış ki yola, yarın öğlen evde olacak" demez mi? Bir de bana tracking number vermez mi? Dünyalar benim oldu tabi. Yine de sertliği hemen elden bırakmadım.
Ertesi gün gelen kargocu çocuğu zorla eve soktuğumu, "iş tanımıma girmiyor, lütfen ısrar etmeyin, böyle bir yetkim yok" dediği halde bilgisayarın çalışıp çalışmadığını o önümde çamurlu botlarıyla beklerken koridor zemininde test ettiğimi, "yoksa seni şahit göstericem" diye tutturduğumu uzun uzun anlatacaktım uzun uzun, ama hevesim kaçtı. Neden diyorsan, şu an bu satırları dizüstü minifırın HP'mle yazıyorum da ondan canım. Dizlerim, baldırlarım komple yandı, tutuştum da ondan.

6 yorum:

bop dedi ki...

o dedigin kiz modelinin hayat gorusunu senin gibilere karsi savunmak icin holywood film yapmis,filmde de ted mosby'nin yandan yemisini kullanmis. gecen gunlerde marus kaldim tv acikken. http://www.imdb.com/title/tt0332047/

imdb cok comert davranmis 6.3 vermis. ben filmi izlemedim cogunlukla dinledim. 3.63 veriyorum.

Northx dedi ki...

toshiba fabrikasina dalar herkesi kucaklarim, asus guzel diye bilirim, HP'nin adini anmam, sony guzeldir ama uzerinde yazan fiyat etmez, mac guzellik abidesidir ama benim isime yaramaz, lenovo, gateway, packard bell, msi falan bana bunlarla gelmeyin, acer'a guvenmem, siemens fujitsu cipinden asicaksin bak bi daha yapiyolar mi, dell eh iste idare eder, lg not the best, casper friendly ghost.

Elmoş dedi ki...

Samsung'a ne diyorsunuz beyefendi? Bu Asus PC Eee'nin tıpkısından çıkarmışlar.

Northx dedi ki...

toshiba

Tugce Demirag dedi ki...

elmosdiyorki yazmak icin firefoxa uzun sure bekledim. e yazinca kitlendi makina. Benim HPim guzel HPim.

admin dedi ki...

toshiba konusunda herkes hem fikir :)