1 Ağustos 2009 Cumartesi

İstanble Upon

Canım insanlar, sonunda bana bunu da yaptınız! Tam 7 saat ruh hastası titizliğinde başına oturduğum AyşarMan yazımı bir tuşa değip de silmenin hırsıyla, ilerde aynı şekilde elimin tersiyle sildiklerimi RSS'den bulabileyim diye, gittim Google arama motoruna açtırdım ya sitemi. Yıllar sorna. Bir gün daha aynı cinnet başıma gelmesin, ağlama krizlerim dinsin diye. Daha önce bu blogu, mabed misali, el değmeden saklamak ümidiyle fellik fellik kaçırıyordum ya cümle alemden. MSN dostlarımdan, sanal muhabbet tellallarımdan. Muhatap olacağım "niye öyle dedin/beni mi kastettin/sen anama laf mı ediyorsun/aaa böyle düşündüğünü hiç bilmiyordum, İLAHİ" feedbacklerinin önünü, arkasını kuşatmak, kendimi sakınmak için. Sanki yazdıklarım süperultramegaturbo gizliymişcesine. Ahanda işte bak ne oldu. Google'a boyun eğdik, Google'ın köpeği olduk da ne oldu.
Ordu'da, Yozgat'ta, Kuşadası'nda, Trabzon'da, Antalya'da vatani görevini yapmakta olan gencecik delikanlılarımız! Evde bilgisayar yok diye netkafelerde kamera açıp, kız bağlayanlar! Yapayalnız bir cinsel hayata demir atanlar!
Çarşı izinlerinde, doluştuğunuz, ismindeki A harflerini tabelalara @ şeklinde yazmış, espiri pınarı netkafelerden Google arama motorunuza "mini etek", "turist+mini etek", "mini etekli turist" diye yazıp da siteme geldiğinizde aradığınızı bulamadığınız için çok özür diliyorum. Ama sizler için yazan bir AyşarMan var, bacakları da var, sarı saçları da. Hemen reçetenizi yazıyorum, ilacınızı en yakın gazete bayiiden cüzi bir ücretle temin edebileceksiniz. Ayrıca üzülmeyin, nasılsa İsveç'te yaşıyorum. Bundan sonra düzenli olarak sizlere otuzbirhattaotuzikiotuzüç hizmeti sunacağıma and içerim.
Bir de söylemezsem olmaz, Tahran'dan bağlanıp da, sırf Google images'tan 5 dakikada bulduğum memesine buz süren kız fotoğrafını görmeye gelenlere de teşekkür ederim. Ben "Stockholm sıcak" demek istemiştim, siz "soğuturum anamm" demeye getirmişsiniz. Varolun.
Bu meni imparatorluğu sizlerin katılımıyla, omuzlar, neler neler üzerinde yükselecek.
Gelelim diğer kesime;
"Flavor Wave turbo fırın" dediniz, üzmedik. "Flavor Wave arıza" dediniz, keza, üzmedik. "Flavor wave ucuz", "Flavor Wave fırın yorumlar" yazdınız, sizleri hayal kırıklığına uğratmadık. A Takımı'ndan zenci adamın kariyerinin serbest düşüşünü anlattığımız yazımızla, sizlere yardım ve yataklık ettik. Bir milyoncu dükkan olduk kamu hizmeti uğruna. Çin yapımı biblo, dandik saat, su püskürten şaka tabancası, dallı güllü imitasyon küpe olduk. Tüketiciyi koruma derneği olduk, Doğubank olduk.
"İbo güzel elbiseleri giyip kuşanacağım" yazdınız, size şarkı sözü sitelerinin bam güm açılan reklam pencereleri olmadan, tertemiz bir Yıldız Tilbe yazısı sunduk. Siz de onu popinizle okuma fırsatını, çok şükür, kaçırmadınız. Biz de, halk için edebiyat, halk için taşlama yapmış olduk. Halka rağmen, halk için, halka halka. Bir denizyıldızı atalım dedik, denize geri. Bir sunatanaltay atalım dedik. Bir tavuk suyuna çorba mayalayalım dedik. Tüm popolare kültür gözlemlerim, Google search barınızdaki salyalarla birleşip, analyticse veri oldu, can oldu kan oldu, tsunami oldu, geri geldi. Hepinizin allahbelasınıversin.
Google arama motoruyla katıldığım bu jet ski alemlerden jet skiyle kaçıyorum ben. Google'a tesettürleniyorum, hem de bunun için teşvik bile beklemiyorum. Pirinç, bulgur, il olma vaadiyle kandırılmadan, blogu tesettürle süslüyorum. Ben de Tayyipçi oldum ağbeaaa.
Bir de onca zahmete girip, Chicago Illinois'ten bağlanıyormuşcasına Vtunnel'lı arkadaşa şunu söylemek istiyorum müsadenizle;
Ne olur zahmet etme güzelim, İstanbul'dan bağlananım çok, arada kaynarsın. Cağğnım Mac'ini engelletmene lüzum yok. Ondan bağlananım da çok var. Hususi senin kim olduğunu araştıracak, bulacak değilim. Ayağın alışmış madem, saatlerini geçiriyorsun bu sitede. Madem gözünü kırpmadan gözetlemek hoşuna gitmiş. Buyur gel. Otur. Bir çayımı iç. Köşede indirimli yalan pırlanta kolyeler, küpeler var, kulağına takmadan üstten tut, dene. Keza arka tarafta peluş hayvanlar var, gözü kah eğri yapıştırılmış, kah bıyığı kopmuş. Onlardan al bir tane. Kasanın yanında taşının rengi duygularına göre değişen yüzük var. Tak hele bir parmağına. Ben Stanble'dan kaçmışım, fitnefücurfettanfenafillah dünyaları arkamda bırakmışım zaten. O yüzden saklankaç oynamayalım. Ama diyorsan ki "suckmydick.com bağlantısıyla vallahi de Chicago'dan bağlanıyorum", o zaman hayatta durduğun yeri sorgulamanın vakti gelmiş. Allahsenindebelanıversin.
"İstanbul 3G'ye bağlamış." diyor ya şair. İstanbul hakikaten g'lere bağlamış. Üstelik 3 taneye değil, 13 milyon tanesine.

4 yorum:

Tuğçe dedi ki...

Aaahahaa :)
Ne ilginç...Ben de Turbo fırından geldim ama yazıyı da yazarı da çok sevdim...İyi ki Google a açılmış bu blog yeniden...
Merhaba :)

Elmoş dedi ki...

Hoşgeldiniz sayın misafirlerimiz.

Den-hur dedi ki...

geri kaldım elmoş. beni istandate.

Tugce Demirag dedi ki...

sana sadece "cücü" diyorum. fantastik korku türünde.

http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/14252/nese-karabocek---cucu