29 Ocak 2013 Salı
23 Nisan 2009 Perşembe
23 Nissan




19 Nisan 2009 Pazar
Ananemin doğumgünü falan









9 Mart 2009 Pazartesi
La Piscine
Müjde Ar'ın "fahişeysem de onurumla, beğendiğimle yapıyorum" filmlerini saymıyorum tabii ki. O her zaman klas takıldı. "Beyaz, beyaz isssssstiyorum" diye tıslamadı yarı çıplak, yataklarda. Beyaz istiyorduysa da alıp sefasına bakıyordu. Paçozlamıyordu. Kadının böylesine hastayım. Mezara kadar seksi diyor adeta. Mezara kadar bağımsız. Mezara kadar ekonomik özgürlüğünü (öyle ya da böyle) eline almış. "Sahiplen, sar beni kocacım" diye inlemiyor. Çakmaklı-Tuğba filmlerindeki gibi eve kapatılınca seksi elbiseler yerini şile bezi, hamile giyim, bol elbiselere bırakmıyor, garsoniyer olarak kullanılan evde temizlik yapmıyor. Şimdi Aysun Kayacı'yla program yapıyor gerçi. Olsun. Başrolde nevrotik veya paranoyak veya tecavüze uğramış veya fahişeyi oynayan ve bunu mağdur edebiyatıyla yapmayan tek kadındı döneminde belki. Ona da bir selam gönderelim mi buradan?
24 Ocak 2009 Cumartesi
Sevgili Tolga, (edited)



Dulcinea'da bayram harçlıklarımızı oluk oluk akıtıyorduk.
İki tane şeyden bahsedecek idim.
Kaç gündür bahsettirtmediniz.
Bir: House (dizi)
İki: Dog whisperer (öğretici program)
Kaç taslağa başladım, kapattım. Bu sefer niyet ettim.
1)Sakat bir adam var
2)Doktor ama doktorluk yapamıyor
3)Buna çok enteresan, kimsenin teşhis koyamadığı hastalar geliyor
4)Hepsini iyileştiriyor
Doktorun adının House olduğunu bile bilmiyordum. Ben sanıyorum ki; bunlar gizli bir evde hasta tedavi ediyorlar. Kocakarı yöntemleriyle. Ameliyat falan yapamıyorlar, enteresan şekillerde bu insanları kurtarıyorlar.
İkinci haberim de "köpeklerle konuşan adam" şeklinde İsveççelendirilmiş, asıl adı "Dog whisperer" olan Cesar Millan ürünü bir TV programı. Bu programı şöyle özetleyeyim;
Millan küçükten beridir köpeklerle iç içe büyümüş, şopar diyebileceğimiz bir ağabeyimiz. Artık neredeyse doğal bir köpek liderliği var. En olmadık, en sorunlu, en saldırgan köpekleri parmağını şıklatıp, "şşş" çekerek yola getiriyor. Köpeğin ne kadar hayvani boyutta bir kurt köpeği veya ne kadar şımartılmış iğrenç bir fifi olması farketmiyor. Millan, hepsine ince ayarda muhteşem başarılara imza atıyor. Mottosu "ben hayvanları rehabilite ediyor, insanları eğitiyorum". Çünkü bu şovda izlediğimiz her hayvanın bir bakıyoruz ki, aa sahibi meğer şeyi yanlış yapıyormuş, ondanmış. Mesela en önemli eksiklikleri hayvana hayvan olduklarını unutturup kafasına çıkartmaları oluyor. Millan diyor ki, hayvanlar doğal olarak emir altında olmaya alışmışlar. Evcilleşmeleri buna bağlı. Sen hayvana yerini öğretmezsen, o da yerini öğrenmediği haliyle arada kalıp, mutsuz olacak. Halbuki istediğini düzgün ifade edersen o da seni takip edecek. Bunun için de ağır Meksika aksanıyla "kalm, asertif eneci" uygulayacaksın üzerlerinde. Falanfilan. İşte bunu da çok izliyoruz ve her bölümde "uuu", "aaaa", "vayanasını" çekiyoruz.
5 Ekim 2008 Pazar
Paramparça Aşklar Köpekler
27 Temmuz 2008 Pazar
Bir-baş-kaa-ge-ceee


Vodka fındık (shot, sonu getirilemeyeceği anlaşılıp önce kibarca yudum yudum içilmiş, sonunda Nevzat'a devredilmiş)